Eş ölçülemezlik tezi, Kuhn’un söz konusu felsefi tezlerini temellendirmek amacıyla geliştirdiği iki ana argümanın ilkidir. Kuhn, bir bilim insanının paradigmasının onun dünya görüşü haline geldiğinin, bilim insanının dünyadaki her şeyi paradigmasının kendisine temin ettiği gözlüklerle gördüğünü ifade eder. Bu nedenle, bir paradigma değişimi yaşandığı, yani bir bilimsel devrim sırasında mevcut paradigma yeni bir paradigmayla değiştirildiği …
Bilimsel Değişmenin Doğası
Bilimsel değişmenin doğası, bilimin tarihsel sürecinde gelişen devrimci bilim anlayışında da gözler önüne serilmiştir. Kuhn’un bilim tarihiyle ilgili açıklamalarından ya da yorumundan çıkardığı ikinci önemli sonuç, bilimsel değişme ya da ilerleme süreciyle alakalıdır. Özellikle mantıkçı pozitivizmin, yaygın bilim görüşüne göre bilim nesnel hakikat doğrultusunda ilerler. Bunun da yolu hiç kuşku yok ki eski ve yanlış …
Bilimin Tarihsel Süreci
Bilimin tarihsel süreci, bilimin ilerleme tablosunda Thomas Kuhn, kendisinden önceki pek çok bilim filozofun bilimin sürekli biriken bir bilgi sağladığı varsayımına karşı çıkmıştır. Ancak bilim dallarının değişik aşamalardan geçtiklerini ve bu evre ya da aşamaların her birinde, bilimsel araştırmanın karakterinin değiştiğini ileri sürmüştür. Ve bilimin tarihsel süreci aşamasında, dört evreyi birbirinden ayırır. Bilimin ilerleme tablosu: …
Devrimci Bilim Görüşü
Devrimci bilim görüşü, bilimi mantık temelinde ele almak yerine, özellikle tarihsel gelişim süreci içerisinde çözümleyen bir yaklaşım temeline dayanarak geliştirilmiştir. Bu yeni yaklaşımın en önemli temsilcisi de Thomas Kuhn’dur. (1922-1996) Kuhn’un çıkış noktası, Kopernik Devrimi olmuştur. Ancak özellikle Galileo’nun görüşleriyle, kilise arasındaki karşıtlık konusunda yorumlar almıştır. Bu karşıtlığı bir taraf; akıl ve deney, diğer taraf …
Bilimselliğin ölçütü: Yanlışlanabilirlik
Bilimselliğin ölçütü: Yanlışlanabilirlik görüşü, Popper tarafından, gerçek biliminin dayandığı temel verilerin olmaması sorununa yönelik ortaya atılan bir çözüm önerisidir. Doğrulanabilirlik ilkesinin bilimin ölçütü olmadığını öne süren Popper, “bir hipotez ya da teorinin yani sınırlanmamış bir genellemenin doğrulanmasıyla yanlışlanması arasında mantıksal yönden tam bir asimetri vardır.” der. ve buna göre, yüz binlerce örnek hipotez ya da teoriyi …
Doğrulanabilirlik İlkesinin Reddedilmesi
Doğrulanabilirlik ilkesinin reddedilmesi, gerçek bilimi sözde bilimlerden ayırma noktasında eksik kaldığına dair eleştiriler sonucunda gelişir. Ancak bu noktada da anlaşıldığı üzere, esas sorunun “doğrulanabilirlik ilkesi” değil, gerçek bilimin mantıksal olgu ayrımını belirleyen net bir verinin olmamasından kaynaklandığı anlaşılır. Popper ile doğrulanabilirlik ilkesinin reddedilmesi Popper’in bilim anlayışına şekil veren en önemli nokta, bilime sınır çekme, bilimi …
Dokunma Duyusu
Dokunma duyusu organı deri, en geniş duyu organıdır. Ortalama boydaki bir insanın, 6-7 m2 deriye sahip olduğu belirtilir. Deri, çevreden gelen tehlikeli uyaranların vücuda girmesini engeller. Vücut ısısını düzenler. İlgili fonksiyonlara sahip deri, aynı zamanda yüzeyindeki hücreler ile çeşitli türden uyarıcılar aracılığı ile çevresel uyaranlara tepki gösterirler. Deride yer alan, alıcı hücreler, sinyalleri öncelikle beyinde; …
Tat Algısı
Tat algısı ya da tat duyusu, tatlı, ekşi, tuzlu, acı gibi kategoriler dahilinde ele alınır. Bu tatlara son dönemlerde yeni bir tat olarak umami denilen kategori de eklenmiştir. Umami tadı, bazı tuzlar tadıldığında algılanır. Monosodyum glutamat, tuzu buna bir örnek olarak verilebilir. Genellikle hazır çorba ile paket gıdalarında kullanılır. “Tat algısı” lezzetleri tanımanın ötesinde karmaşık …
Yanlışlamacı Bilim Görüşü
Yanlışlamacı bilim görüşü, tümevarım probleminden yola çıkan Karl Popper tarafından geliştirilmiştir. Popper, bilimin yalnızca doğanın düzenliliğine duyulan inançla var olabileceğini, ancak bu inancı kanıtlamanın da mümkün olmadığını, aynı zamanda eleştirilen, karşı çıkılan metafiziğe de ihtiyaç duyulduğunu açıkça görmüş olup ifade etmiştir. Bu sebeple, “doğrulamadan ve tümevarımdan” vazgeçerek, yeni bir bilim anlayışı, yani “yanlışlamacı bilim görüşünü” …
Mantıkçı Pozitivist Bilimi ve Eleştiriler
Mantıkçı pozitivist bilimi, bilim felsefesi tarihinin klasik kurucu dönemini şekillendiren bilim görüşü olsa da 1950- 1960’’li yıllarda yoğun eleştirilere maruz kalmıştır. Mantıkçı pozitivizm bilimi anlayışını, yaygın bilim kavrayışını ya da bilim imgesini sorgulayanlar arasında, Karl Raimund Popper, Thomas Kuhn, Paunn Feyerabend gibi bilim filozofları bulunur. Aynı zamanda sorgulamaları ve eleştirileri sonucunda, mantıkçı pozitivizme alternatif bir …












