Bilinctinus Blog Deneme Felsefe Genel Kozmos Kültür&Sanat&Bilim

Sesin Düşünce ile Bağlantılı Kozmos Etkileşimi

Evrensel paydaya erişen zihin, artık gördüğü, duyduğu ve görünmeyenin ötesinde… her nokta kıvrımında, evrensel dokunuşu arar ve hisseder.

Titreşimlerin, Kozmos Etkileşimi

Sesin oluşumunu ve duyum aralığını düşünüyor, duyumsadığım titreşimlerin kulaklarımdan zihnime dağıldığını ve uzuvlarımda salındığını… ve evrensel bağlantının hissiyatında, her bir ritim dokunuşunda, bütünsel ışığın hazzına varıyorum.

Ses algısını, geniş perspektiften düşündüğümüzde, evrensel döngüde yer alan her dokunuşta; ışık, frekanslar, dalga boyları, titreşimler… ve her birinin yarattığı ritimlere kulak verdiğimizi anlarız. Herkesin tanıklığında, yaşamın içinden bir dokunuşla anlamaya çalışırsak… Suya dokunan taşın yarattığı titreşimler sonucu, suyun dalgalandığını görebiliriz ancak -frekansını- dalga boylarını, kavramak görünenin ötesindeki anlamı içerir.

Tıpkı dış dünyada salınan titreşimlerin kulağımızda yer alan sıvıyla etkileşime geçtiği ve frekansları doğrultusunda beyne iletim demetleriyle iletildiği, beyni koruyan sıvıyla buluştuğu ve uzuvların görev zincirindeki görevleri kapsamında iletimlerini ilettiği, iletilen bilgilerin yeni titreşimler ve dalgalar, frekanslar oluşturduğu ve dans ederek salındığı gibi…

Beyin sıvısında yaratılan etkileşim, titreşimi, titreşimle beraber basınç algılanan sesi oluşturur, ses dudaklardan salınırken beyin harf imgesini algılasa da atmosfere dağılan ses, sesin ritimleriyle yansır, dağılır…

Atmosfere Dağılan Ses

Evrenin uzuvlarında dans eden ses, sesin frekansları, uyandırdığı etki, uyarıcıda algılanan boyutlarıyla alakalı olduğu gibi, sesin ritimlerinde gelişen kimyasal etkileşim de önemlidir.

  • Düşüncelerde olduğu gibi… titreşimler ve titreşimlerin yarattığı, algılandığı ses ve sesin yankısında hissedilen his, sesin yansımasında anlam bulur. Kişiden kişiye değişen algı gibi uzuvlara dağılan ses ve anlamı, hisler yumağı da farklılaşır.

Gırtlağımızdan salınan, dudaklarımızın kıvrımlarından dağılan ses… her an içinde bulunduğumuz evrenin uzuvlarına çarpar ve yarattığı etki -evrensel döngüdeki- yaratımı sağlar, bizlerin kimi an -mucize- diye adlandırdığı etkiyi… Fakat tüm bu etkilerin, evrensel paydada etkileşim sağlayabilmesi adına, zihinsel algının da boyutları-frekansları önem taşır. Sonsuzluğun yansımasında…Ruhun-bilincin, saf dokunuşlarının ritimleri kozmos etkileşimin üst sınırlarında yer alır. 

Düşüncelerin zihinde dolaşması ile sesin yankısındaki fark ise, frekans-hız sebebiyle gelişir. Bu nedenle dudaklardan dökülen sözcüklerin özenli olması oldukça önemli. En önemlisi de tüm bu anlamların sonsuzluğun yansımasında hissedilen iyilik ve güzellikle buluşabilmesi adına, ruhun yansımasındaki ışığın, saf ışıltı dokunuşlarında titreşmesi…

Sese dair düşünme…

Sesin oluşumunda, titreşimlerin yansımasında yansıyan ve yankılanan karşıt yankı, titreşim oluşur. Titreşimin oluşabilmesi adına da birbirine çarpan ya da dokunan madde (atom parçacığı, molekül) olması gerekir. Boşluğun olmaması olarak da tanımlanır ya da herhangi bir nesne kavramıyla özdeşleştirebilirsiniz.

Herhangi bir noktanın başka noktayla göz göze denk gelmesi ya da çarpışmasıyla, atmosferde salınan bir ses meydana gelir. Müzik aletinin telleri ya da gırtlağımızdaki ses telleri… Titreşimlerin oluşması için, maddeye ihtiyaç olduğu gibi basınçla gelişen sesin oluşabilmesi için de havaya ihtiyaç duyulur.  Tellerin çarpışmasında ya da nesnenin veya rüzgârın yapraklara dokunmasıyla titreyen yaprakların yankılamasında…

Kozmos döngüsünde salınan titreşimler de sonsuzluğun sonsuz çizgisinde çoğalan, artan bambaşka ses yansımaları oluşturur. Oksijen, bizlerin uzuvlarında salınan ses için gerekli olan yaşam enerjisi olsa da uzayda her ne kadar, havanın olmadığı yansıtılsa da kozmosun döngüsünde titreşimlerin yansımasında, her bir elementin ve matematiksel hesaplamaların işlevinde bu sadece bir algı yansıması… ya da şöyle düşünürsek, uzuvlarımızda işlenmeyen bilgilere karşılık geldiği gibi, yoğun derecede oksijene ve enerji yoğunluğuna sahip olduğu hakikati karşımıza çıkar… Basınç yoğunluğunu, bu verilerin işlenmediği vücudumuz kaldırabilecek kapasiteye sahip değildir. Ya da şöyle düşündüğümüzde, yeniden karmaşaya dönüşür; her an etrafımızda sayıklayan uzayın kıvrımları, kıvrımların geçişlerinde dans eden uzuvlarımız…

Titreşimler, Frekanslar, dalga boyları… Her biri bilimsel terimlerden öte, evren yasalarını -yaşamın her anını kapsar- Ancak en güzel anlam dokunuşu, ışıldayan saf ruhun dokunuşlarında sonsuz güzelliklerin sonsuzluğun kalp atışlarında yansıma bulması ve hissedilmesi…

 

Kozmos ritimleri kalp atışlarımızda, zihnimizin orta yerinde ve ruhun ışık dokunuşunda saklı…

Görkemli sonsuz güzellik parçacıkları, bir tutam et yığınına arz edildi ve ondan bambaşka bir enerji yaratmasını diledi…

 

Matematik, Müzik ve Kozmos

Bunlar da hoşunuza gidebilir...

Bir Cevap Yazın