Blog Deneme Felsefe Kişisel Gelişim Kozmos Kozmos psikolojisi

Melankoli Kavramı, Anlam Yolculuğu

Melankoli, sözlük anlamıyla ‘’kara duygulu’’ olarak karşımıza çıkıyor. Karamsarlık tabiriyle de özdeştirilir. Örneğin herhangi birinin, yakından tanımadığı birine dahi -melankolik- dediğine tanık olabiliriz. Hatta toplum arasında, bir çeşit psikolojik rahatsızlık olma hali olarak da görülebilir. Bu noktaların her birinin altında ise ele alınabilecek sayısız tartışma konusu mevcut.

  • Birçok şeyde olduğu gibi, kelimelere de özünden öte -farkında olunmayan- anlamlar yükleniyor ve böylece -kelime- özünden uzaklaşan seyrine göre farklılaşıyor. Melankoli kavramı da bunlardan nasibini alan, özünden ötelere sürüklenen bir kalıba sığdırılsa da gelişigüzel söylenenin ötesinde bir anlama sahip olduğunu, düşünmenin derinliğinde anlamak mümkün.

Esas önemli olan ve heyecanlandırıcı noktaysa, tek bir kelime ve anlamı üzerine, düşünme-araştırma ile görmezden gelinen detayları, görebilmeye ve ardındaki anlamlara ulaşmaya çalışmak, böylece sınırsızlığın boyutlarına dokunarak, bütüncüle ulaşabilme arzusunun yarattığı hazzı yudumlamak… Bu hissi seviyorum…

Yaşam Sahnesi…

Yaşam, drama sahnesi… Evrenin çizgilerinde karanlığın yansıttığı rengarenk bir drama… Renkler umudun yansımaları. Gökyüzü, yeryüzü… Sahnesinde… Şen kahkahaların savrulduğu bir rüzgâr her an mümkün olmayabilir, tıpkı her zaman yağmur bulutları olmayacağı gibi…

Mutluluk, hüzün, acı, kaygı, şüphe… Her biri tüm duyguların uzuv bulduğu ve hissedildiği yaşam sahnesinde iç içe ve bilinmeyen dokunuşların farkındalığı ile bilinen şeylerin, bilinç halinin verdiği rahatsızlığın seyrinde, bütünün içinde, bir kahkaha havası eşliğinde yaşamlara yansır. Özellikle yaşamı duyguların derinliğinde hissedenler, duyguların yansımasında farkındalığın getirdiği sevinç dokunuşlarıyla, her şeyle bir nevi alay etme ruh haline, hissetmenin özünde sahip olurlar.

Söz konusu olan kaçış değil. Anı olduğu gibi ya da o an ne hissediliyorsa, onu derinliğiyle özümseyerek yaşamayı seçme meselesi ve evrensel dokunuşun yarattığı farkındalık hissiyle beraber ve uyum içinde, fırtınayı atlatmaya çalışmanın ruh hali denilebilir. İçinde, düşüncelerinde… İnsanların sıradan yaşam telaşından sıkılma hali ya da fantastik bir dünyanın içinde var olma eylemi…

Duygular İç İçe…

Sonsuz mutluluk, sonsuz hüzün… Her biri iç içe sonsuz karmaşa, karmaşanın içinde hissedilen küçük-basit mutluluklar, sonsuz mucizevi dokunuşlar ve dünya düzenindeki sayıklamalar… Hepsi evrensel düzeyde, bütünün, yaşamın içindeki insan olma eylemine dokunuşları ve dokunuşların hissedildiği, insana yaşadığını hissettiren ve insan olabilmenin yegâne değerlerini oluşturan, duyguların yoğrulduğu sahnede -melankoli- ruh hali -duyguların iç içe- yansımasının en iyi hali…

Kişi duygularıyla iç içe yaşamayı öğrenebilmeli. Böylece pes etmek yerine, hayata sıkı sıkı sarılmanın ve tutunmanın yaşamın insanlardan beklediği çizgi olduğunu, özümseyerek anlayabilir. Aynı zamanda, hissedebilmenin ya da duygularını -olduğu gibi gösterebilmenin de yaşamın kıstaslarında olağan olduğu gibi olması gereken, en insancıl yansıma olduğunu da kavrayabilir. 

Kahkahalarla gülmeyi, yağmur damlalarındaki hüznü hissetmek, nefes aldığını… ve yaşam enerjisine sahip olduğunu hissettirdiği gibi duygularını olduğu gibi yaşamak, öncelikle kendine güçlü olduğunu kanıtlamanın düşünü sunar. 

ve farkındalığın tedirginliğinde, mutluluk dokunuşlarında hüznün yansımasında, dünya kalıplarıyla bir nevi dalga geçme haline dönüşür.

  • Ve her duygunun yansımalarının, günümüzde neredeyse her ruh halinin ve yansımalarının, bir çeşit psikolojik rahatsızlık olarak görülmesi de oldukça absürt… Çünkü evrensel dokunuşların izinde yani evrensel ölçülerde -insanoğlu- özü itibariyle başlı başına bir kaos… Her insan, hasta bir noktada…

Ayrıca bir kişiyi tanımanın, sadece ismini bilmekle aynı olmadığının, farkındalığına ulaşabilmek gibi, her kişinin içinde bulunduğu yaşam çizgisinde, hüznü ve mutluluğu iç içe geçişleriyle yaşadığını görebilmeye, anlayamaya çalışmak da önemli… Fakat neşeli olmak adına, görünürde daimî kahkaha savurmanın bir ölçü olmadığı gibi hüzünlü gözler de -mutsuzluğun yansımasında bir ölçü değil… Yaşam, anın içinde hissettiğini, olduğu gibi yansıtabilmekle beraber, farkındalığın ölçülerine sahip huzurun sakinliğini barındırır, tıpkı melankoli olma hali gibi…

Her ne kadar insanlarımız, ruh hallerini yansıtmaktan kaçınarak, sadece neşeli hallerini özellikle -sosyal ağlarda- paylaşsa da bu öncelikle kişinin kendini kandırma eyleminin yansıması denilebilir. Özümsenmesi gereken, duyguların hissedildiği şekilde yaşama yansımasında, bir sakınca olmadığı… Sakıncası olduğunu düşünüyor olmanız, bir diğerinden önce, kendi gözünüzde kendinizi yargıladığınız anlamına gelir.

 

 

Bunlar da hoşunuza gidebilir...

Bir Cevap Yazın