Bilim Notları Blog Psikoloji

Psikolojide Yaklaşımlar

Psikolojide yaklaşımlar, bir davranışın veya zihinsel sürecin ele alınış şeklini etkiler. Her bir yaklaşım, bireylerin neden belirli bir biçimde davrandıklarına ilişkin farklı açıklamalar sunar. Çeşitli yaklaşımlar bir araya geldiğinde ise, bir bütün olarak, insanı anlamamıza katkıda bulunur.

  • Psikolojide aynı davranışı değişik bakış açılarından çalışan yaklaşımlar-perspektif şeklinde tanımlanabilir.
  • İlgili yaklaşımlar, sadece sorulan soruları değil, veri toplama yöntemlerini de etkiler.
  • Örneğin; saldırganlık, konusunu örnek aldığımızda, biyolojik yaklaşım beyin ve sinir sisteminin saldırganlığa etkisini incelerken, davranışsal yaklaşım, çevreden gelen ödül ve cezalandırmaların saldırganlığı artırıp artırmadığını sorgular.
  • Sosyokültürel yaklaşımdan bir araştırmacının dikkatini çeken ilgi noktası ise, -kültürün- saldırganlık üzerindeki etkisi ya da saldırganlık davranışının çeşitli kültürlerde, nasıl değiştiği olabilir. İlgili sorulara yanıt ararken, biyolojik yaklaşım beyin görüntüleme yöntemleri veya hormon ölçümleri kullanırken, davranışsal yaklaşıma göre, bir araştırmada sadece görünen davranışlar veri olarak kullanılabilir.
Biyolojik Yaklaşım

Biyolojik yaklaşım, zihinsel süreçler ve davranışların büyük oranda biyolojik süreçlerle belirlendiğini varsayar. Bu yaklaşım, genetik faktörler, hormonlar ve beyin gibi biyolojik öğelerin psikolojik süreçleri etkilemesi üzerine kuruludur.

  • Bu akım dahilindeki çalışmalar, fiziksel değişimleri inceler ve bunların psikolojik olgularla bağlantılarını kurmaya çalışır.
Nörobilimsel Yaklaşım

Nörobilim, insan davranışlarının açıklamalarını beyin, sinir sistemi ve biyolojik faktörlerde arar. Özellikle gelişmiş teknolojiler sayesinde, beynin işleyişinin incelenebilir hale gelmesiyle, psikolojide nörobilimsel yaklaşımın yeri genişlemektedir.

  • Biyolojik ve evrimsel perspektiflere yakın duran, bu yaklaşımın en belirgin odağı, davranışların nörolojik temellerini araştırmak üzerine kurulmuştur.
Evrimsel Yaklaşım

Psikolojiye evrimsel yaklaşım, Charles Darwin’in evrim teorisi üzerine kurulmuştur. Yaklaşıma göre; insan-hayvanların, günümüzde sergilediği davranışlar, doğal seleksiyonun bir sonucudur.

  • İlgili akıma göre, dolayısıyla kişilerarası ilişkilerin dinamikleri, eş seçimi, yardım etme gibi olumlu davranışların ve daha sayısız davranışın insanlar tarafından gösterilmesi, evrimsel süreç boyunca yaşananların bir sonucu olarak, açıklanmaktadır.
Psikodinamik Yaklaşım

Freud’un psikanalizine dayanan, psikodinamik yaklaşım; insanların kendi içlerindeki bilinçdışı, psikolojik çatışmaları üzerine yoğunlaşır.

  • Freud’a göre, içsel mücadelelerin çoğu, insanların doğal ihtiyaçlarının peşinden gitme isteğiyle, toplumsal kurallar arasındaki çatışmadan kaynaklanır.
  • İnsan davranışları da kişilerin, kontrolü altında olmayan bu içsel çatışmaların bir sonucu olarak gerçekleşir.
Davranışsal Yaklaşım

Davranışsal yaklaşım, tamamen insanların gözlenebilir hareket ve davranışlarına, bunların nasıl öğrenildiğine yoğunlaşır. Watson ve Skinner’ın perspektifine dayanan yaklaşım; psikolojinin insan zihni içinde geçen ve gözlemlenemeyen süreçlere değil, objektif olarak gözlenebilen davranışlara odaklanmasını savunur.

  • Davranışsal yaklaşımın önemli bir yönü; davranışların insanların doğuştan getirdikleri özellik ve yapılarından doğmaktan ziyade, çevre etkisiyle sonradan öğrenildiğini vurgulaması ve bu sebeple de öğrenme süreçlerinin nasıl gerçekleştiğini incelemesidir.
İnsancıl Yaklaşım

Biyolojik, bilişsel ve davranışsal yaklaşımlardan farklı olarak, insancıl yaklaşım çerçevesinde insan davranışları biyolojik etkenler, zihinsel süreçler ile çevreden öğrenilen değil, her insanın kendine has dünyayı algılayış şekliyle ilişkilendirilir.

Bu perspektifin temelleri; Rogers ve Maslow’un çalışmalarına dayanır. İlgili yaklaşıma göre, insanlar hayatlarının ve davranışlarının kontrolünü ellerinde tutar, herkes kendini geliştirmek ve potansiyeline erişmek amacıyla hareket etmektedir.

Tüm insanlar birbirlerinden farklı olduğundan dolayı, bir kişinin davranışları ancak o kişinin deneyimleri ve özellikleri üzerinden anlamlandırılabilir.

Bilişsel Yaklaşım

Bilişsel yaklaşım, yalnızca gözlemlenebilir davranışlara odaklanan davranışsal yaklaşımın aksine, insanların zihinlerinde olup biten ve direk olarak gözlemlenemeyen süreçlerle ilgilenir.

  • İlgili yaklaşım, bilginin algılanış ve işleniş süreçlerinin, davranışlara olan etkisine yoğunlaşmaktadır. Bu süreçlerin çoğu, otomatik olarak ve bilinçdışında gerçekleşir.
  • Buna göre insanlar, dünyayı algılayışları bakımından bir bilgisayara benzetilebilir. Dışarıdan gelen bilgiler, bilişsel süreçten geçmek üzere algılanan girdiler, davranışlarsa bu girdilerin işlenmesi sonucu ortaya çıkan çıktılar olarak görülür.
Sosyokültürel Yaklaşım

Sosyokültürel yaklaşım, sosyal ve kültürel etkilerin insan davranışlarına olan önemli etkisine yoğunlaşır. Yaklaşım esasına göre, insan davranışlarını açıklarken, sosyal ve kültürel çevrenin etkisini değerlendirmek büyük önem taşır.

Genetik, biyolojik faktörlerin yanı sıra, sosyokültürel etkenlerin insanların tutum ve davranışlarının oluşmasında, etkili olduğu düşüncesine dayanır. Farklı kültürlerde davranışların, farklı anlamları olabildiğinden, kişilerin davranışları incelenirken, geldikleri kültürün hesaba katılması ve psikolojik araştırmaların kültüre hassasiyet göstermesi gerektiği görüşü, yaklaşımın temelini oluşturur.

Eklektisizm

Psikologlar çalışmalarını, sadece tek bir yaklaşımla sınırlandırmak zorunda değildir. Günümüzde psikologlar, insanların düşünce ve davranışlarını, birçok farklı yaklaşım doğrultusunda, incelemekte ve açıklamaya çalışmaktadır.

  • Eklektisizm, insan davranışlarını açıklarken, çeşitli yaklaşımı harmanlamak anlamına gelir.

Örneğin bir kişinin agresif davranışları, açıklanmaya çalışırken, ailede öğrenilmiş davranışlara ve kişinin yetiştiği kültürdeki cinsiyet rollerine eğilerek, davranışsal ve sosyokültürel yaklaşımlar, bir arada kullanılabilir.

  • Ekletisizm sayesinde, farklı bakış açıları birleştirilerek daha kapsamlı ve gelişmiş kuramlar üretilip araştırmalar geniş çağlı gerçekleştirilebilmektedir.

*Evrensel bazda bakıldığında da her birinin birbiri içinde, etkileşim içinde olduğundan, tek bir yaklaşım üzerinden değerlendirme yapmak da oldukça hatalı bir araştırma metodu olacaktır. Birey psikolojisi, her birinin etkileşimsel sürecinde, bütüncül ve bireysel bazda olmalıdır denilebilir. 

 

Psikolojinin Alt Dalları

Bunlar da hoşunuza gidebilir...

Bir Cevap Yazın