Blog Genel Güncel söz Sağlıklı Yaşam

Florür Nedir? Zararları Nelerdir?

Diş Macunlarında Bulunan Tehlikeli Florür

Florür, nötr formundaki flor atomunun, bir elektron alması sonucunda, iyon-anyon haline geçmesidir. Bir iyon olduğu için, kendi başına doğada yer almadığını, fakat bir çözeltide; karşı iyonuyla beraber doğada yer aldığını söyleyebiliriz.

Florürün doğada yer aldığı çözeltilere, öncelikle su örnek verilebilir. Florür, suyun yapısında doğal halde bulunduğu gibi bazı besinlerde de mevcuttur. Belirtildiği üzere, vücuda belirli bir miktarın ( doğal şekilde ) alınmasının zararlı olmadığı ifade edilir.

Doğada yer alan ilgili mineral, ne yazık ki insanoğlunun elinde, zararlı bir kimyasal döngüye sebep olmaktadır. İnorganik bileşik olan Sodyum florür-NaF özellikle; diş macunu bileşeninde, içme sularında, ilaçlarda, pestisitlerde, işlenmiş içeceklerde, gıdalarda bulunur ve oldukça tehlikelidir.

Günümüzde çoğunluğun, az çok bildiği ve duyduğu bu madde; özellikle diş macunu reklamlarında karşımıza çıkar. Pazarlama taktikleri içerisinde; ‘’Çocuklarınızın dişlerini, florürlü diş macunları ile fırçalayın’’ sloganı ise artık klasikleşmiştir. Oysa kimyasal olarak üretilen florür maddesinin tarihine baktığımızda, içler acısı durumlarla karşılaşırız.

  • Florür, 19. yüzyılda kullanılan fare zehrinin bileşeninde kullanılmıştır.
  • Asıl dehşet verici olanı ise; kitlesel düşünceyi kontrol etmek nedeniyle, kimyasal savaş kalkanı olarak tarihte kullanıldığının bilinmesidir.

-Çoğu şey gibi, yaşamın içinde bildiğimiz ne varsa, arka plana itmeyi ve sadece yaşamayı seviyoruz, doğrusu. Bu sebeple, var olan kötülük daha da artmaya devam ederken, hiç azalmıyor.

Birinci dünya savaşı zamanında, Alman ve Rus güçler tarafından kurulan Farben adlı şirket, kimyasal Florür maddesini üretmiştir. Üretilen Florür, beyin işlevinde hasara sebep olan bir kimyasaldır. Yansımalarını ise hapisteki insanları kolaylıkla kontrol altına almak için kullanmışlardır. Beyin işlevinde hasara sebep olan florüre maruz kalan insanlar, algı yetilerini zamanla kaybetmiş ve böylece etkisiz-karşı koyamaz bir hale getirilmişlerdir.

  • Sodyum Florürün en büyük zararı, beyinde hasara sebep olmasıdır.
  • Kişinin algı yetisini kaybetmesine yol açan Florür, bir durum karşısında az aktif olmasına sebep olmakla beraber, mücadele yeteneğini de önlemektedir.

İkinci dünya savaşında ise nükleer silah yapımında kullanılan Florür, Nazi kamplarında da soykırım kisvesi altında kullanılmış ve insanlar etkisiz hale getirilerek katledilmişlerdir. Daha kolay bir şekilde kontrol etmek amacıyla sularına-yemeklerine florür katıldığı bilinen bir gerçektir. Florür ile -aptallaştırılan- insanlar, algılarını tamamen kaybederek, etkisiz hale gelmişlerdir.

Florür Kapsamında, Genel ”Algı” Kavramına Kısa Bir Bakış

Tarihte kimyasal silah olarak kullanılan Florür, halen yaşamın içinde çeşitli şekilde kullanılan bir tür kimyasal silahtır. Psikolojik rahatsızlıkların tedavisi için üretilen ilaçlarda bulunduğu gibi, sakinleştirici ilaçlarda ve daha sayısız ilaç yapımında da kullanılmaktadır.

Tuhaf olanı, ilgili bilgilerin var olduğu bilindiği halde, çoğu şeye karşı tepkisiz kalınmasının normal algılanmasıdır!..

Ki!.. Bakıldığında, belirli bir süre sonra, -korkulan güçlerin- ilgili taktikleri yapmalarına dahi gerek kalmamıştır. Çünkü kimyasal savaş ve psikolojik savaş, döngüsel ve etkileşimsel olarak ilerler.

  • Az dozda her türlü yaşamın içinde yer alan zararlı kimyasallar; gıdaların, ilaçların, temizlik malzemelerinin, kozmetiğin vb. içinde kullanılarak, yavaş bir politik düzeyde ilerlerken, diğer etkenler ise bunu tamamlar. Akabinde ise istenileni karşı tarafa zahmetsizce verir. Bu nedenle yüksek doz planlara dahi ihtiyaç duyulmaz.
  • Televizyon programları; diziler, filmler vb. gibi çeşitli etkenler ile insanlar sadece, yaşamın eğlence ve tüketim kimliğine odaklanır. Dayatılan algı ile kişilerin, kişisel yaşamına odaklanması ve mutluluğun peşinde koşması istenir. En basit ifadesiyle; bir diğerinin adaletsizlik içinde kıvranan yaşamının onu ilgilendirmediği algısının geliştirilmesidir.

Çünkü insanlar zamanla, psikolojik olarak da belirli bir olguya alıştıkları için, hiçbir şeyi sorgulamazlar. İlgili tavırları ile yaşamın içindeki küçük dünyalarında, sadece kendi mutluluklarında var olmaları gerekliliğini sahiplenmişlerdir. Ayrıca toplumsal döngüde, onlardan daha güçlü olan, üst güçlerin var olduğu düşüncesi, daima hakim olduğundan dolayı, her şey onların eseri olarak algılanır.

  • Böylelikle kötülüklerin dahi var olması, insanların dünya düşünceleri nezdinde, olması gereken bir şey gibi algılanmasına yol açar.
  • Aslında çoğu şey, üst güçler olarak algılanan dünya güçleri tarafından dahi yapılmayabilir. Sadece kelebek etkisi işleyişi ile ilgili etkenler yavaşça bırakılır. Ki yapılan her şey ya da çoğu şey, açık ve net bir şekilde yapılmaktadır.
  • Sadece ikili denge öyle bir çerçeveye oturtulmuştur ki!.. İlgili güçler, artık hiçbir şey yapmasalar dahi, kitlesel kötülük dengesi ilerleme kaydeder.

Ve onlar keyifle, acımasızca; oluşturdukları oyun yapbozunun ya da labirentin içinde yaşayan insanları izlerler. Çünkü insanların elinden, en büyük güçlerini aldıklarını biliyorlardır.

  • En büyük güç, bilinç-ruh… Düşünmenin sonsuz ufku, evrenin büyülü sırlarına sahip olmanın ayrıcalığı…
  • Bu sebeple, düşüncelerden ve düşünen insandan korkarlar. Çünkü belirli bir noktaya ulaşan bilince, ulaşmaları mümkün olmadığı gibi etkileyebilecek güçleri de yoktur.

Herkes yaşamının içinde tabii ki mutlu, huzurlu olmayı ister. Fakat yaşamın, herkesin kendi yolculuğu olduğu düşüncesi; din ya da çeşitli etkenler ile -sorgulamadan-  dayatılır. Oysa evren sorgulanmasını ve yaşadığı olaylar dahilinde, özgür iradesi ile bir diğerinin acısını hissetmesini, böylelikle insan olmasını bekler. Yaşam yolculuğunda, bir diğeri figüran olsa dahi; bütünsel olguya odaklanmasını ve bütünsel ışığın yansımalarına eşlik etmesini ister. Evrende yok olmak ya da sonsuz olmak dahi, ilgili etkenler kapsamında, bireyin bilinç seviyesi doğrultusunda, düşüncelerine bağlı büyülü bir anlamsal derinliktir. – Ki bu noktada sayısız nokta ve detay mevcuttur.

  • Dünya sınırları dahilinde; adaletli ve iyiliğin yansımalarına sahip toplumlar tabii ki geliştirilebilir. Önemli olan, adalet zincirini oluşturan, yönetici sıfatına sahip politikacıların- vicdanlı-bilinçli- gibi şeffaf niteliklere sahip olmasının yanı sıra, ilgili özelliklerin sürekliliğini sağlayacak karakterli bir yapıya sahibi olmaları da gerekir.  Ki!.. Bu imkansız değildir! Sadece, uzun zaman önce oluşturulan -adaletsiz zincirin- ( Bazı toprak parçaları, bu duruma daha çok biat eder durumda olsa da …) kırılması gerekir. İlgili etkenler sağlandığında, uzun zaman içinde yavaş adımlarla daha dengeli bir zincir oluşturulabilir.

Florür Nedir ? İnsan Vücuduna Etkileri

Florürün ve Florürlü Diş Macununun Zararları:

Sodyum Florür- ( Florid ) ve Florürlü diş macunu zararları genel olarak;

  • Özellikle çocuklarda-gençlerde, diş macunun (  florürlü ) yutulması nedeniyle; baş dönmesi, kusma, tükürük salınımı, üst karın ağrısı, ishal gibi rahatsızlıklar meydana gelir.
  • Yüksek doza maruz kalındığında; felç, kas güçsüzlüğü ve solunum kaybı gelişir, ilerlediğinde ise kalbi durdurabilir.
  • Bağışıklık sistemini zayıflatır ve gelişmesini engeller.
  • Kanserojen madde içerdiğinden, kanser riskini ekstra artırır. 
  • Biyobirikim kimyasal madde özelliği taşır. Bu sebeple, vücuda alındığında, % 50’si vücut tarafından atılsa da kalanı, kemiklerde ve beyinde biyobirikime sebep olur. İlerleyen süreçte ise hasarlara yol açar.
  • Epifiz bezinde, büyük hasarlara sebep olur. Zamanla, davranış bozuklukları, Alzheimer gibi rahatsızlıklar görülür. Sinir-beyin sistemini olumsuz etkileyen florür, algı kaybına da sebep olur. Epifiz bezinde birikmesi ile bilinç algısı zamanla kaybolabilir. ( Kitlesel algı-düşünce yönlendirme çalışmaları ise bu noktada etkendir. )
  • Kişi, birey kimliğinin dışında, sıradan yaşamın getirilerine alışır ve ses çıkarmaz. Açıkça yapılan düzensizlikleri dahi görmezden gelebilir. Sisteme ayak uydurur, beklenildiği gibi davranır. Tüketim odaklı; ona sunulan, adaletsiz yaşam koşullarını hoş gösteren her türlü aktiviteye, televizyon programlarına vb. kapılır.
  • Florür, beyin dokusunu zedelediği için, ilerleyen yaşlarda unutkanlığa yol açar. Ayrıca zeka düşüklüğüne sebep olur.
  • Düşük IQ nedeni; yapılan çeşitli araştırmalar sonucunda; Çin, Meksika, Hindistan vb. ülkelerde, su içeriğine katılan 1mg/Lt florür artışıyla, sonucu 0,59 puanlık IQ düşüşü tespit edilmiştir.
  • Üreme sistemini olumsuz etkileyen florür, yapılan araştırmalara göre; erkek üreme organında hasara yol açtığı için kısırlığa sebep olabilmektedir.
  • Florür miktarının yüksek olduğu coğrafi bölgelerde; pineal bezinin olumsuz yönde etkilendiği de belirtilir. İlgili özelliğinden dolayı; içme sularına katılan florür sonucu, kız çocuklarının daha erken regl dönemine girdiği de gözlemlenmiştir. Bu noktada ise; özellikle doğu-kırsal kesimde daha küçük yaşlarda evliliklerin yaşanmasına, bir alt kaynak oluşturduğunu söyleyebiliriz.
  • Kemik erimelerine yol açan Florür, kemiklerde birikmesi sonucunda Skeletal Florozis hastalığında da sebep olmaktadır. Romatizma rahatsızlığı ile aynı belirtilere sahip olduğu için, genellikle fark edilmediği ifade edilir.

Diş Macunu İçeriğindeki Maddeler:

Diş macunu içeriğindeki maddeler, markalara göre değişmekle beraber, genel olarak; Sodyum Loril Sülfat-SLS, Florür, Triklosan, Hidratlı Silika vb. kimyasallardan oluşmaktadır.

Tehlikeli Madde Florür :

Tehlikeli madde florür, tabii ki sadece diş macunları ile yaşamımızda yer almaz. Hazır işlenmiş, çeşitli gıdalarda vb. ürünlerde de bulunur.

  • İçme suyu, organik olmayan meyve suları, bebek mamaları
  • Florürlü tuz, gazlı içecekler vb. içecek ve gıdalarda da yer alır.
  • İlaçlarda, sigaralarda, diş macunlarında vb. daha sayısız sektörde de kullanılmaktadır.
  • Bazı ülkelerde, şebeke sularına katılmasının yasaklandığı bilinmektedir.
  • Ülkemizde ise bazı coğrafi bölgelerde doğal olarak mevcuttur. Ayrıca çay yapraklarının doğasında da florür maddesi doğal şekilde bulunmaktadır. Fakat tabii ki yapay olarak oluşturulan ile doğal döngüde yer alan madde bileşenleri farklı etkilere sahiptir.

 -İnsanlar; doğada yer alan şifalı etkilere sahip ya da yaşamın kaynağında dolaylı etkilere sahip bitkileri, çıkarları doğrultusunda işleyerek zararlı etkileri doğrultusunda kullanmaktadır. Doğadaki her bitki, bir hastalığın nedeni olabileceği gibi aynı zamanda şifasıdır. Yaşamın özüne ve dengesine sahiptir. Yaşamsal kaynağımızı oluşturan, yaşamsal tözün algılanmasını sağlayan etkenler bütünüdür. Doğa evrensel büyünün yansıması, kendisidir.

Bunlar da hoşunuza gidebilir...

Bir Cevap Yazın