…
Bilincaltüst
yaşam düş’ sancısıydı bir çiçeğin gölgesinde… renk renkti kozmosun dilinde, renkler birer ahenkti hissedebilenin hissinde ritim olabilmenin salınımında her an’ yanılsaması… kozmosun kıvrımlarında akan bir yumaktı… zamanı yoktu hissedebilen için, zamanı yoktu an’ın zamanı yoktu hiçbir vaktin ve zamanı yoktu… düş nehrinin… salınan anın içinde okyanuslara kıvrım kıvrım sokulan hisler, dünyadan öteydi… öteydi zamansızlığın …
Işığın iki farklı ancak tek yol haritasında, parçacık ile dalga salınımları: Dalga salınımları, bir denizin sadece bulunduğu bölgede yarattığı etki gibi düşünülmeli. Dalga salınımında, ışığın bölgesel etkisi öne çıkarken, parçacık ışınlarının ana etkeni temelden değişime uğrattığı anlamsallığı öne çıkar. Burada örneğin ruh halimizin, anlık değişiminde iyi ya da kötü hissetmemizde etkisi o anki bölgesel etkilerden …
insanların ruh kavramından ve de ruhsal yaşam seyrinden nasıl uzak seyir ettiğini, deneyimleyerek (yaşam denilen uğraşlarla…) anladığımda felsefenin o eşsiz hazzının güzelliğiyle ve sanatsal seyirle içselliğin yarattığı o tatmin hissini hissedebilmenin nasıl da kozmosun özünü ve de kalıcı güzelliği sağladığını daha iyi anlamanın hissini soluyorum… ve bu “his” işte yaşamı yaşamsal payda da içselliğin esas …
Sarmal Ritimlerin Sırrı Gen sarmalının ritmik dansını her ritim dokunuşunda ahenkle ilerlediğini ifade etmek istediğim ve yeryüzünde ruhun dansı’ hissedildiği an’ yaşam seyrinde ins’an olabilmenin ayrıcalığını… ‘ruh’ kesişmesi ile hakiki güzelliğine dönüşebileceğini ve hissedilen an seyrinin yaşamsal hazzı daha da derinlikli ve de kalıcı hissiyatıyla insana insan olabilmenin hissini sunabileceğini… Yaşamda seyir ederken, …
… uzun bir yol adım adım ilerlediğim, tüm yol kıvrımlarında sayısız da sapak geçtiğim salınımlarımda tutuldum adeta… Kimi an düşebilmenin uçurumunda sevince kimi an arşa çıkabilmenin kıvrımlarında salındığımı bilmeksizin inceden inceye kıvrıldım göklerde yedi iklimin her bir iklim düş’ünün içinden geçebilmenin adımlarında soluk almaksızın… nefes alabilmenin güzelliğine vurgundum, anladım… Boyutsuzdu iklim, boyutsuzdu kozmos düş’ü… Ve …
… kozmosla akan derinlik ne denli derinse içsellikte, hissedilen yansıma boyutu da o ölçü de derin salınımlara tutulur… …
gün düş’ü… zamansız salınan ritim… hadi söyle, tüm zamanların sırlarını, hadi fısılda, gün’de salınan tutuşan ritimlerle anlat bana, düş’ okyanuslarını… tutul kıvrımlarında zamanın yoksunluğunda, yeryüzünün hiçliğinde salınırken ritimlerim, düş’ parmak uçlarımda dans eden ruhuma… anlat ona…
Duygular anlatılmazdı, Hissedilir yaşanırdı… uzuvlarından akardı kozmosun, Kıvrımlarında salınan, tutuşan… salınımlar… hücrelerinden taşardı… bir asırlık sancı hissi… ve sevinci kalbini parçalar… asırlık kütlelerce ağırlık… anlatılmazdı… anlatılmazdı, kimseye kimselere, hissedilir, hissedilirdi bir tek… hissedilirdi ve akardı içinden, bir düş an’ından çiçekler… ve kozmosa karışan kokusu işlenmişti kozmosa… ve an’ tılsımında göğün iklimlerinde… yansımakmış düş’ü kayıp …
Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız