
yaşam düş’
sancısıydı bir çiçeğin gölgesinde…
renk renkti kozmosun dilinde,
renkler birer ahenkti hissedebilenin hissinde
ritim olabilmenin salınımında her an’ yanılsaması…
kozmosun kıvrımlarında akan bir yumaktı…
zamanı yoktu hissedebilen için,
zamanı yoktu an’ın
zamanı yoktu hiçbir vaktin ve zamanı yoktu…
düş nehrinin…
salınan anın içinde okyanuslara kıvrım kıvrım sokulan
hisler,
dünyadan öteydi…
öteydi zamansızlığın hissi
algoritması yoktu,
hesabı çizelgesi…
düş’ler vardı bir de düşleri dileyebilen ritimlerin yansıması…

bundandı anlaşılması güçtü…
bundandı dış dünya gözlüklerinden baktığında anlamsızdı…
oysa
ölmeyi tatmak vardı dünyada dünyada defalarca doğmak,
ve doğmak hiçti sonsuzluğun kaydında…
dalga dalga
düşünceler akardı akmalıydı ve salınmalıydı yeryüzünde…
hissedebilmenin ritmi ile akabilmeliydi yeryüzü…

yeryüzü ritim olabilmenin hissinde salınabilmeli ve yeryüzü düş’ seyrini yaratabilmenin hissine düş’meliydi…
ve şeffaf hisler… ritimler ele geçirmeliydi uzuvlarını hafifçe…
işte esas ahenk o’ an başlardı..


