Bir Ağacım…

Bir ağacım ben, bakışları hür… düşünceleri sonsuz ufka uzanan… kökleri evreni saran… bir ağacım ben… yeşil… siyah… kahverengi… tüm renkleri ile maviliğe uzanan… yapraklarım huzur, bedenim umut dallarım güven… düşünceleri düş olup evreni aşan… Bir ağacım… kelebeklerin nefesi, yaprakların evreni… kuşların rengarenk ses ahengi… arıların çiçek tomurcukları ile her bahar dans ettiği… bir ağacım ben… …

Kainat, gözlerimde…

Gözlerimi kapatıyorum, gözlerim kainat oluveriyor. İçinde de sen… Renk renk çiçekler açıyor, sonsuz karanlık uzuvlarında… Artık ne karanlık var ne de aydınlık… Uçmanın heyecanı sarıyor, ruhumuzu… Tutkuyla dans ediyor ruhumuz, evrenin ahenkli ritmiyle… Yıldızlar seyre dalıyor, parlak görkemli ışığımızı… Gizemli bir dokunuş değiyor, bütünleşen düşsel bir yolculuğun yansımaları savruluyor dört bir yana… Uçmak, tüm çıplak …

Bakmak, gözlerine…

Öylece bakıyordu. Düşlerine kapılıp giden birini anımsatıyordu gözleri… Sıcak bir bahar havası, rüzgarın tatlı esintisi uçuşuyordu… bedeni, ruhu… Kayıp bir ruh… eksik bir parça… Hepsi onunla yok oluyor, kayboluyordu, ufuk çizgisi gözlerinde Bakmak… Kaç geceye öylece, kayıp bir ruh ile… Bilmiyordu. Kimliksiz geceler… Gölgeler… Hepsi, içinde başka bir benliği ifade ediyor, o ise… Kayıp ruhu …

Cinayet…

Sözlerim dilimin ilk cinayeti… Gözlerim cinayetin tanığı… Hislerim, duygularımın kara lekesi. Yalanın, Zamanın, bu bozuk düzenin esiri… Adım attığım o ilk andan itibaren, sözlerim… hislerimin ilk cinayeti Dilim bir başka dile hükmettiği an Bilirim… Hislerimin ilk ihanet çanları çalmaya meyilli. Tüm bunlar… Tuhaf…  Tuhaf… Tuhaf bir cinayet süsü ilk hissedişim, ilk sözlerim… Cinayet ilk nefes …

Karanlık!..

Sırlarla dolu karanlık Giz, karanlık bir düş Her bir kıvrımı umut… Düş kırıklığı… Kayboluş… Karanlık… Aydınlık… Her biri, birbiri için bir geçiş. Güneşin saklanışı… Karanlığın onu yok edişi… Masum değil hiçbiri… Suç, yalan, tutku, korku… Her biri her yerde… Karanlık… Seni sana anlatan bir gölge Onunla tanır, onunla karışırsın evrene. O kayıp bir düşü çağırırken, …

Varoluşun Sanata Dokunuşu

Varoluşun sanatla iç içe dans eden ritimleri, hakikatin fantastik salınımlarında da açıkça yansıma bulur. Dünyanın gelgitli yapısında savrulan hassas ruhlar istemsizce sanata yönelir. Ancak bu onların zayıflığından ya da dış dünyadan korktukları için değildir, aksine öncelikle farkında olmadan içsel boyutta varoluşun sancıları vuku bulduğu ve de içsel olarak karşı konulmaz bir arzuyla yaratım aşkınlığı içlerinde …

tüketim çemberi

Tüketim!..

Tüketim çemberi mi?.. Yoksa çemberi, tüketimden arındıran bir hiçlik çemberine dönüştürmek mi?.. İşte bu ince noktada yaşamsal aynadaki yansımaları ve özü anlayabilmek, hissedebilmekle varolur, hiçlik çemberi ve aslında güzelliğin çemberi… Çemberin içi ve Dışındakiler Tüketiyoruz. Önce kendimizi, sonra dışımızda çemberin dışında kalan her şeyi… Duygularımız, sevdiklerimiz… İşte burada yanlış bildiğimiz bir gerçek var. O çemberin …

Seçim, Seçim Kavramının Varoluşsal Dokunuşları

Seçim, seçim kavramının varoluşsal dokunuşları… Yaşam aynasında, yanılsamalar arasında her an bir yansıma eşliğinde … Seçim Hiç olmadı… Ya da hiç bilmediğimiz, kendi seçtiğimiz bir seçimin düşüyüz… Hayatımızın her anını kapsayan ve bizi saran bir kelime. Oysa saran kelimesi ile sıcak bir etki yaratırken kulaklarımızda. Her ne kadar seçebileceğimiz bir şeyin var olduğunu hissettirse de …

Bir yalnızlık Şiiri…

Bir yalnızlık şiiri yaşam, Adım adım yokluğa giden, Hiçliği hisseden. Kendinde kayıp kendini… Bir kayboluşun içinde bulan… Dünya, evren… Bir yalnızlık şiiri… Yalnız başladığın tek bitirdiğin… Bir yalnızlık şiiri…yaşam… Dünyalarımız bir gizem… Oysa… her biri, birbiri içinde hissedilen.   2019-8-1 /