Yaşamsal çizgide taslakların oluşturulduğu düzende uzuv buluruz. Yansıdığımız dünyada içine sığdırıldığımız bu taslak ya da kalıpların dışına çıkmak ve ötesine bakmak ve yine bu taslakları açınlamak derinleştirmek içinde onları tümüyle anlamamız ve özümsememiz gerekir. Bunun içinde sorgulayan, anlamak adına görmeyi seçebilen, gördüğünde tümü içeren bir bakışla yargılamanın zincirlerinde ruhunu prangalara takılı bırakmadan yordam geliştirebilme yetisi adına kendine uyanmak yani bir nevi kozmosa, O’na içsel yolculuk hissiyle bütünleşebilmek uzuv bulmalıdır yaşam aynamızda. (Düşüncelerimizde, hislerimizde)
Uzuvlarımızda dalgalanan ritimler, yaşamsal dengemizi etkileşime dönüştüren etken salınımlardır.
Algınıza işlenen ya da kazınan anlamlarından öte, ruhsal uyanış- özünü hatırlama veyahut “ruh” kavramları esasen , dünyadan ya da bilimden uzak kavramlar değildir, aksine bütünüyle onları içine alan birbiri içinde eriyen etkileşimsel döngünün merkez noktalarıdır.
Özünü Anımsama ve Bütünleşen Ritimler
Dünya algoritmasında dalgalan ritimlerin uzuvlarından dağılan kozmosun ışığı olduğu hissiyle bütünleştiğinde, an salınımında anımsamanın izi hüküm sürer ve ruhun hakiki algısı hissedilir.
ve bu yolda atılan her adım farkında olmaksızın ruhun hissiyle adeta kendini okyanusa deniz hissinde bırakmakla var olur.
Ancak bu çoğu an daha sonra fark edilen bir anımsanın hissinde salınır içinizde. Tüm parçaları birleştiren bir gözlemleme yetisi ile yaşam aynasına bakabilmeyi öğrendiğiniz an kendiliğinden hücrelerinizde çözülür.
Kendi hakikatine uyanmak, dışarıyı gözlemlerken içselliğini işlemekle ve bir noktadan sonra hissedebilmenin büyüsüyle salınabilmekle yansıyan bir his salınımına dönüşür.
Aşkınlığın hissinde O’nu anlamak ve her yerde her surette onu görebilmek, ona rastlamak sevginin, saf aşkın ilminde yanıp kül olmak ve erimekle bütünleşen ritimlerin arşa çıkması ile ins’ana dünyaya yaşamına, yaşadıklarına, başkalarına o noktadan bakabilmeyi öğretir.
Esasen, saf aşkın sevginin hissedebilmesi ile arşa çıkan ritimlerin eğer tümüyle pişmemişse, yanıp kül olmanın hissiyle tümüyle bütünleşmen ve O’nu görebilmen adına salınır seninle dünya’nda… yaşadıklarınla, olaylar yanılsamalarında, bütünüyle herkesle seni bilinçaltı tuzağına düşürmeye çalışırlar.
Oyun içinde oyun gibi yansır ‘yanılsamalar’
Bu süreçte, insanların gerçek yüzlerini astarsız gösterir, nefsini eğitemeyen kim varsa onların içsel hesaplaşmaları ile senin ki iç içe geçer, esasen kimseye güvenmemen gerektiği hissini işler kalbine, ama aynı zamanda güvenmeni diler çünkü tüm suretler ondan akar, güvenmen gereken bir tek O’ ve onu hissedebildiğin suretler olduğunu gösterir, anlamanı sağlar.
- Ve aynı zamanda yine başkalarını da anlamanı, onların yaşam mücadelelerini de görebilmeni ve saygı duymanı bekler.
- Pek tabii kabul etmenin ya da saygı duymanın da seni sevmediğini hissettiğin sana zararı dokunan kişilere karşı da mesafe koyman gerekliliğini de içsel olarak yansıtır. çünkü herkes kendi bilinç, ruh devinimi yolculuğunda bir surettir.
İçsel hesaplaşmalar ve bilinçaltı algoritması yansıması algısı
Bu nedenle içsel hesaplaşmalarını çözememiş, bu farkındalıkla bakamadığı içinde bilinçaltı yansımalarını yansıttığı dünyası ile bir diğerinin dünyası daima sarsıcı etkileşim gösterir.
- Aslında henüz kendi hakikatlerine uyanamadıkları için, yaratıcıyı sevmeyen bu nedenle kendini hakiki anlamda sevmek eyleminden ve de içsel sevgiden yoksun, yaşama sadece dünya algoritmasından baktıklarını gördüğün için, kimi zaman sorgulaman eksik ya da fazla gelir, anlaman yerinde söz söylemek yersiz hissettirir, lakin tam vaktinde yerinde seyirci kimliğinden çıkıp söz söylemen, sesinin çıkması gereken yeri de içsel olarak hissettirir sana, hissedersin.
Kendi hakikatine uyanmak, özünü hatırlamak, yaratıcı ile buluşmak ve yaratıcıyı sevmek demek, kendini hakiki anlamda sevmek ve kendi değerinin farkındalığını da anlamak demektir.
G,n ve An salınımı
Özünü hatırlamak, aynı zamanda, yaşamını, amacını bilmek, anlamak, ruhunu hissedebilmek ve kalbinin ritimleriyle salınabilmenin hissinde tümüyle hakiki anlamda, yaşamı anın içine sığdırabilme yetisine ermenin yansımasıdır.
Ruhun olgunlaşma evresi:
Bu oldukça hassas bir süreç olduğu için, normalin üstünde bir algılama ve hissetme söz konusudur. Bu sebeple bu aşamada olanlar genellikle dünyada ruhsal sağlığı bozuk gibi algılanması işlenmiştir, oysa durum bütünüyle bambaşkadır.
- Yoğun şekilde mide bulantısı, örneğin herhangi birisi için normal bir yemek ya da yiyecek veya durum, dünyadaki herhangi bir algı, o kişinin zihinsel sürecinde daha ayrıntılı şekilde sorgulamanın sonucunda mide bulantısı yaratır. Bu algı, normalken yapılan bilinçli bir sorgulamanın ötesinde bir hisle yansır insanın içine. Dünya, madde ile manevi çizgisinin inceldiği noktadan görülür ve dünyanın somut çizelgesi manevi hislerin yansımasında cehennem bilincini açıkça hissettirir.
- Daha yoğun hassasiyet içeren bir dönemden geçildiği için, kişinin normalde önemsemeyeceği bir söz ya da söylenen en ufak söz o süreçte can sıkıntısı yaratabilir.
- Farkındalığın üst seviyesi olduğundan, bir tek dış dünyadan bakanların normal gibi gördükleri detaylar göze fazlasıyla batar.
- tabii ki bu maddeler daha detaylı ve kapsamlı, derinliklidir, fakat yaşamda herkesin bunları olağan şekilde anlamasını da beklememeli.
Perde şeffaflaşır ve görü alanı derinlikli açılır.
Bütünleşen ritimlerin ve ritmin ahengi ‘anlamanın salınımı’ ile ‘hissetmek’
Bütünü anlamanın inceliği, öncelikle ruhun kendi hakikatini anlaması ve özünü hatırlaması ile mümkün olacağı için, özgür iradenin izinde dünya boyutunda ışığın uzuvlarınla yansır.
- Ve özünü anladığı kadarıyla ruhun, dünyada aslında tümü içeren kozmos ve ötesinde ışığın her parçacık zerresinde dönüşümü başlatır, farkında olarak ya da farkında olmaksızın.

