Ruhun Devinimi: İç Çekirdek ve İç Gözlem
Bilinçdışı ve bilinçaltı saldırılarına maruz kalan zihin, sağlıklı bir işlevsellik sürdürememektedir. İç çekirdek ve zihin daima sarsılır, debelenir. Ancak bu durum hayatın içinde bilinçli bir gözlemci olunduğunda ve de bir noktadan sonra bütünüyle ötesine geçildiğinde anlaşılabilir.
Sarsılan iç çekirdek ve zihin olası düşünceleri ve hisleri savurur, bilinçsizce bir yönlendirme hakim olur.
iç çekirdek beslenmeli ve zihin, ayrık algılama yetisi kazanmalı ve iç gözlem açığa çıkmalıdır. Böylece kabuğun etrafında oluşan olası, pozitif yüklü protonlar ile yüksüz nötronların dahilinde (çekirdeği saran, negatif yüklü bir elektron bulutu) etrafı saran sis bulutlarına, zihin, bilinçli üst bakış ile anlama yansıması geliştirebilir. Böylelikle iç çekirdekte kozmos bağlantısı oluşur, açığa çıkar.
- İç gözlemle bakıldığında ve algılama yetisinin pusulası, iç çekirdeğin kaynağı ile bağlantısı dahilinde olduğunda ise, üst bakışla gelişen yordamın demi tazelenir, tazelenen salınımların sürekliliği devinimi sağlar, böylece sağlıklı bilinç ve genişleyen kalp açınları ile düşünceler, hisler, hafifleyen bir derinliği yansıtır.
- Yani bir nevi düşünceler, hisler olgunlaşır.
Ruhun De(vini)mi: İç Çekirdek ve Salınım Dengesi
Yaşamın içinde, sürekli olarak dışarıda salınan bir dünyanın içinde, dış kabuğumuz nasırlaşır, katılaşır, sertleşir, yani dış dünyaya göre şekil alır.
- İçerideki boşluk, ağırlık- kütle çekimi dengesini kaybeder. Aslında henüz denge yetisi kazanmadığı için dışarıya göre şekil alan bir sürümcemede salınır.
İçi beslemeli ki dışarı akan salınım durmadan yenilenebilsin ve nasırlaşan, katılaşan, sertleşen uzuvlar, yani dışarıya göre şekil alan mana, içerideki boşluk ve ağırlık- kütle çekimi, dem yetisi elde edebilsin ve hafiflesin.
- Böylece iç_dış dengeleme yani iç denge ile dışarıdaki ahenk aynı ritimle salınabilir.
İçerideki dengeyi koruduğumuz ve beslediğimiz ölçüde ise, dış dünya mana ile buluşabilir ve kozmos ritmi, ins’an uzuvlarındaki ritmi ile tutuşabilir ve parlar ve sönümlere tutulan ruh tutuşursa açığa çıkabilir. Meta olmaktan çıkan uzuvlar ruh kazanır.
ve dengeleme korunduğu takdirde uzuvları harekete geçiren, ruh yetisi doğrultusunda hareket ilkesi dünyada yansıma bulur. Aksi halde hareket ilkesi başkaları tarafından iteklenir, uzuvları yönlendiren yani düşünceleri ve de hisleri, başka etkenler olur, toplumsal dayatmalar ya da başkalarının görü ve de düşünceleri etkileşim gösterir.
…dünya da yönümüzü kaybederiz her birimiz çoğu an, bu nedenle kendin olarak kalabilmek, ruhu yaratabilmek en büyük başarıdır. Tabii ki buradaki kendin olarak kalmak, kendini, özünü geliştirirken, tüketim ve çıkarların dünyasının bir ürünü değil, aksine öz sevgini, özünü korumaktır.

ilkbahar her ağacın dallarında yeşermeyi bekleyen tomurcuklarıyla sabrı, azmi, insanların tüketim anlayışının ötesinde daima kaynağından aldığı öz-ü ile kendini yenileyen tabiatın sevgisini gösterir.
Ve görünüş ilkesi ile
ve bir ağacın çiçek açan dalları, “görünüş” ilkesini verirken, o aşamaya gelene kadar geçilen tüm sancılı salınımları görebilmek düşünen bir zihinle algılanabilir, ötesini- bütünü görebilmek ve hissedebilmek ise ruhun hissiyle salınan genişleyen kalp ritimleriyle, bir nevi ağacın “hakiki uzamını” yansıtır.

