Bilim Notları Blog Kişisel Gelişim Kozmos Kültür&Sanat&Bilim

Ayna

Ayna, ışığın %100’e yakın bir kısmını düzgün olarak yansıtan cilalı yüzeydir. Yaşamımızda önemli bir yere sahip olan ayna, ilk defa metal yüzeylerin parlatılmasıyla elde edilir. Zamanla cam levhaların bir yüzeyi cıva amalgamları ile kaplanarak ayna yapılmaya başlanır.

Günümüze bakıldığında, çoğunlukla cam levhaların bir yüzü, ince bir gümüş tabaka ile sırlanarak -ayna- elde edildiği görülür. Ayna bileşenlerinin çözümü ile her geçen gün yeni tekniklere ulaşılır, böylece ayna yapım aşamalarında farklılıklar da artar. Kullanılan malzemeler, tekniğine göre değiştiği gibi kullanım amacına göre de değişiklik gösterdiği söylenebilir. 

Aynaların ışığı yansıtma özelliğinde en büyük etken, yapımında kullanılan malzemeler olduğundan dolayı özellikle kullanım amacına göre değişiklik gösterebilir.

  • Ayna yapımında bazen gümüş yerine alüminyum, altın, hatta platin dahi kullanılır. Alüminyum sırlı aynalar, dalga boyu 0,4 mikrondan küçük olan morötesi ışınları da yansıtırlar.
  • Aynalar düz, küresel ve parabolik diye üçe ayrılır, küresel aynalar da çukur ve tümsek ayna olmak üzere kendi içinde ikiye ayrılır.

Bir diğer ayna çeşidi, ışığın %100’den daha azını düzgün olarak yansıtan ve arka planı da gösteren, yarı geçirgen aynalardır. Genellikle camera lucida da kullanılan, hayalet gösterme ile bazı sihirbaz gösterilerinde kullanıldığı bilinir.

Ayna Yapımı

Ayna tarihi ve yapım tekniği 17. yüzyıla kadar uzanır. Yüzeyi iyice parlatılmış düz metal levhalardan yapılan aynaların yerini, zamanla bir yüzü çok ince bir metal katmanıyla kaplanmış cam levhalar almıştır.

  • Sır adı verilen bu metal kaplama, aynanın ışığı yansıtarak görüntü vermesini sağlar.

Kolayca şekil verilip cilalanabilmeleri, pürüzsüz hâle getirilebilme özelliği gibi dayanıklı olmaları sebebiyle de metaller, ayna yapımında eski tarihlerden itibaren kullanılmıştır.

  • Milattan önceki zamanlarda Mısırlılar, Etrüskler, Yunanlılar ve Romalıların bronz el aynaları kullandığı söylenebilir.
  • Daha değerli aynaların yapımında, gümüş tercih edilmiştir.
  • Eski tarihlerde, metalle kaplanan cam aynaların kullanıldığına dair kayıtlar da bulunur. Fakat bu yöntemin o dönemlerde yaygınlaşmadığı belirtilir.

Venedik Cumhuriyeti, Avrupa’da cam eşya ve özellikle de ayna yapımının sırrına sahip tek ülke olarak ün salarlar ve bu sırrı bir süre incelikle saklamayı başarırlar.

  • Ayna ve cam eşya fabrikalarını Murano adasına kuran Venedikliler, bu adaya camcı ustalarından başkasının girmesini de yasaklar.
  • Fakat Fransızlar, Venediklilerin itina ile sakladıkları sırrı, zorla kaçırdıkları dört usta sayesinde öğrendikleri rivayet edilir. Böylece ayna yapımı da bir giz olmaktan çıkmaya başlar.
 Venediklilerin Ayna Yapım Tekniği

Venediklilerin ayna yapımında kullandığı ve bir sır gibi sakladıkları yöntem;

  • İnce bir kalay yaprak düz bir şekilde yayılır ve üzeri cıva ile kaplanır. Cıvanın fazlası sıkıştırılarak alınır, ardından üstüne bir kâğıt ve üzerine de bir cam levha yerleştirilir. Daha sonra arasından kâğıt yavaşça çekilir, bu esnada, kalay ve cıva bir amalgam oluşturur ve camın alt yüzeyini kaplar. Son aşamada, camın arkasına sırrı koruyacak bir sırt geçilir.
19. Yüzyıl da Yeni Ayna Yapım Tekniği Bulunur:

Venediklilerin özenle sakladığı yöntem, 19. yüzyılda yerini başka bir tekniğe bırakır. Alman kimyacı Justus Von Liebig (1803-1873), camın üzerine bir çözeltiyle gümüş kaplama yöntemini keşfeder. Günümüzde de halen günlük amaçlar için tercih edilen aynaların üretiminde, bu yöntem uygulanır.

  • Yumuşak gümüş tabakanın çizilmemesi için, bakır sülfat gibi maddelerle kaplama-boyama işlemleri gerçekleşir.

Bilimsel çalışmalarda kullanılan aynalarda, camın ışığın bir bölümünü absorbasyonunu önlemek amacıyla, ön yüzler de gümüşlenir.

Ayna Türleri

Düz Aynalar, düzlem aynalar, yansıtıcı yüzeyi düz olan aynalardır.

  • Cisimlerin aynada oluşan görünümleri, cisimlerden çıkarak aynada yansıyan ışınların uzantılarının kesiştiği yerde oluşur. Bu şekilde oluşan görüntülere zahirî veya sanal görüntü Yansıyan ışınların kendilerinin kesişimiyle oluşan görüntülere ise gerçek görüntü denir.
Küresel Aynalar

Küresel aynalar, çukur ayna ve tümsek ayna olmak üzere ikiye ayrılır.

Çukur ayna ya da içbükey ayna: Çukur aynada merkezin dış tarafındaki bir cismin görüntüsü, merkez ile odak arasındaki cisimden, küçük, ters ve gerçek bir görüntüdür. Cisim merkezdeyken görüntüsü de merkezde ters, gerçek ve boyu cismin boyuna eşittir.

  • Cisim merkezle odak arasındayken, görüntü merkezin dışında ters, gerçek ve cisimden büyüktür.
  • Cisim odak ile ayna arasında olduğunda, görüntüsü aynanın arkasında düz, zahirî ve cisimden büyüktür.

Tümsek Ayna-Dışbükey Ayna: Aynanın yansıtıcı yüzeyi tümsek olmasından ötürü bu ismi alır. Tümsek aynanın önünde bulunan bir cismin görüntüsü, daima odak ile ayna arasında, cisimden küçük, düz ve zahirîdir.

  • Cisim, aynanın tepe noktasına geldiği zaman görüntünün boyu, cismin boyuna eşit olur.
  • Tümsek ayna, cisimlerin görüntülerini küçültebilme ve gelen paralel ışınları dağıtma özelliğine sahiptir.

Parabolik Aynalar

Parabolik aynalar, İtalyan matematikçi Ghetaldi tarafından incelenmiştir. Özel bir şekle sahip olup, enerji yakalayıp bu enerjinin tek bir noktaya odaklanması adına tasarlanmış bir cisim olmakla beraber, odak noktasından dışa doğru enerji dağıtarak çalışabilir.

  • Fenerlerde ve otomobil farlarında geri yansıtıcı olarak da kullanılabilir.
  • Parabolik aynalar, düşük genleşmeye sahip cam ve pyrex maddelerinden yapılır. Görüntünün daha net olması için, ince olarak tasarlanır.
  • 17. yüzyılda Isaac Newton’un yansıtan teleskobuyla ilk defa parabolik ayna kullanılmıştır.

Dünya Olimpiyatları’nda olimpiyat meşalesinin de güneş ışığından dev parabolik aynalarla tutuşturulduğu belirtilir.

Bunlar da hoşunuza gidebilir...

Bir Cevap Yazın