Bilim Notları Bilinctinus Blog Psikoloji

Psikolojide Bazı Sorular, Antik Yunan Filozofları-Avrupalı Düşünürler

Psikoloji Bilimi Adına, Bazı Sorular

Sokrates, Plato ve Aristo gibi önemli filozoflar; zihnin, ruhun, vücudun ve insan deneyiminin doğası üzerine, çeşitli görüşler ve düşünceler geliştirmişlerdir.

Aynı zamanda psikoloji bilimi adına da kritik olan, bazı soruları ilk defa sorgulamışlardır. İlgili soruların bazılarına henüz net bir cevap verilememekle beraber, Psikologlar halen bu soruları çalışmaları ile irdelemektedirler. Psikoloji tarihindeki en önemli sorulardan birisi olan ‘’ İnsanların bilişsel yetenekleri ve bilgileri doğuştan mı gelir, yoksa sonradan mı edinilir?” sorusu diyebiliriz. Tabii ki diğer disiplinleri de etkileyen ve sordukları sorulardan biridir. 

Platon;
  • Bazı bilgilerin doğuştan geldiğini savunur. Örnek olarak; her kültürde çocuklar seslerden kelime ve cümleler oluşturabileceğini anlayıp, özel bir eğitim almadan ana dillerini öğrenebilirler. Bu durumda Platon, çocukların dil ile ilgili bir bilgiyle doğduklarını savunur. ( Açıkçası düşüncesi doğru olabilir fakat örneğiyle doğru açıdan kesişmemiş denilebilir. )
Aristoteles ise;
  • Doğduğunda insan beyninin, ‘’tabula rasa’’ yani boş bir levha olduğunu düşünür ve kişilerin yaşadıkları deneyimleri çerçevesinde geliştiğini ifade eder.

Önemli her iki filozofun düşüncelerini de ele aldığımızda ise, temelin esas noktalarını oluşturduğu gibi bütünsel olarak da incelenebilir. 

Doğuştan gelen, öz bilgi mevcut olup -bilinç kapalı-  şeklinde tanımlama yapılabilir. Aynı zamanda, bu açıdan da bakıldığında, bir nevi boş bir sayfayı doldurmaya çalıştığımızda da söylenebilir veya hatırlamaya çalıştıklarımız olduğu gibi deneyimlerimizle, kişisel gelişim aşamaları ile özümüzü içselleştirerek, daha da geliştirebildiğimiz düşüncesini bizlere sunar. Çünkü genlerimiz, yaşamın süregelen döngüsünde daima bir etkileşime maruz kalır, böylelikle gelişimsel sürece tabiidir.

Günümüzde de bu yönde, aynı fikre sahip olanlar var olduğu gibi, bilgilerin ya da yeteneklerin, tamamen doğuştan geldiğine ya da tamamen deneyimle oluştuğuna da pek ihtimal verilmemektedir.

Ve ‘’ İnsanların bilişsel yetenekleri ve bilgileri doğuştan mı gelir, yoksa sonradan mı edinilir?’’ sorusu günümüzde psikologların tartışmaya devam ettiği ve cevaplama aşamalarında, Yunan filozoflarının bakış açılarından faydalandıkları doğrudur.

Descartes, Beyin-Zihin Ayrımı

Psikolojinin temelini oluşturan sorularla ilgilenen filozoflardan bir diğeri ise 17. Yüzyılda yaşamış olan Fransız düşünür Rene Descartes’tir. Descartes, beyin ve zihin birbirinden farklı oluşuma sahiptir, der. Beyin somut maddeden oluşurken, zihin ise ruhani bir varlıktır.

  • Beyin ve zihnin birbirinden ayrı fakat etkileşimde oldukları fikrine düalizm- ikicilik denir.

Descartes düşüncelerinden sonra, tabii ki beyin ve zihin hakkında düşünülmeye devam edilmiştir.

Franz Joseph Gall, Frenoloji-Kafatası Bilimi:

Franz Joseph Gall, frenoloji-kafatası bilimi adlı bir teori ortaya atar. Frenolojiye göre, beynin farklı kısımları farklı görevler üstlenmektedir.

  •  Aynı zamanda Frenoloji, kafatasının üzerindeki girinti ve çıkıntılardan, bir kişinin özellik ve yeteneklerini anlamanın mümkün olduğunu iddia eder. Bu teori bugünkü bilişsel psikolojinin temelini oluşturur. Fakat frenolojinin modern psikolojide geçerliliği de kalmadığı ifade edilir.

 

Bunlar da hoşunuza gidebilir...

Bir Cevap Yazın